30 Kasım 2012 Cuma

İyi ki doğdun Miray yapalım mı?

Cumartesi günü Miray Gökçe nin doğumgünü partisi vardı.


Hazırlanmak oldukça vaktimi aldı. Ama ayırdığım zamana, emeğe değdi. Bu sene 1 yaş doğumgününden farklı olarak Miray'ın yaşıtlarını ve/veya iyi vakit geçirdiği abla abilerini ve ailelerini davet ettik. Anane, babane, hala, teyze, amca, dayı, dede tabiki davetliydi.

Konsept olarak uğurböceğini belirledim. Çünkü kızımın adını söylediği hayvanlardan biriydi ve oldukça tatlı telafuz ediyordu. "Uuuuböcii"
İlk olarak "İyi ki doğdun Miray" yazan bir banner hazırlattım. Sonra gelen konukların düşüncelerini yazabileceği kartları bastırttım. Hep uğurböceği konseptine uygun olarak tabi ki. Kartlara "siz yazın yıllar sonra Miray Gökçe okusun" ibaresini koydurdum. (Teşekkürler Lale teyzee)

Kıyafet olayı da  tamamen şans. Bir AVM de dolaşırken kırmızı üzeri siyah noktalı tatlı bir elbise buldum ve hemen aldım. Ayakkabıları da Viccoda buluverdim. Tam da konsepte uygun. Kırmızı üzeri siyah fiyonku olan bir ayakkabı.

Çocuklara eğlenecekleri bir ortam hazırlamak gerekiyordu. Onu da şöyle tasarladım. Bol bol balon şişirdik. Eğlenebilecekleri müzikleri (özellikle çocuk şarkılarını seçtik ve bu yılın modası olan Gökçe-tuttu fırlattı ve michel telo -ai se eu te pego) klipli olarak indirdik. LCD TV ile bunları izletebileceğimiz şekilde ayarladık. Ortadan kuzucuğun tüm oyuncaklarını kaldırdık ki bu çok iyi oldu. Çünkü "ben" döneminde olan bu çocuklar için tartışma sebebi olacak unsur kalmamış olacaktı.
Çocuklar için bir odayı tahsis ettik, balonları buraya koyduk. Koltukları salona geçirdik, hem büyüklere oturmak için yer açıldı, hem de çocukların oyun alanı genişledi. Odaya birkaç süs de yerleştirdik. Odaya minderler koyduk. Ve müzik... Artık çocukların keyfine diyecek yok. Hepsi çok eğlendi. Ebeveynler de rahat etti.

Uğurböcekli doğumgünü davetiyelerine de " İyi ki doğdun Miray yapalım mı?" diyerek yer ve tarih belirttik. Bu cümle kızımın son zamanlarda dilinden düşürmediği bir cümle olduğu için davetiyelere bunu yazdığımı da söylemek isterim.

Pasta tabiki Pelit. Doğumgünlerinin vazgeçilmezi Marshmellow, Cupcake, uğurböceği çukulata, siyah-kırmızı şekerler, uğurböceği kanepeler, kozalak topları (ben), çiğ köfte (babamız sağolsun), börekler (babane sağolsun), sarma (Mirayın bakıcısı sağolsun) günün menüsüydü. Gerisini resimler anlatsın.

Ayrıca her gelen çocuk için ismi yazılı bir hediye poşeti hazırladım. Partiden ayrılırken vermek üzere. Resimlerde görebilirsiniz. Poşetlerin içine de, yaşına göre uğur böcekli çorap, uğurböcekli toka, balon, su balonu, kalem silgi , uğur böcekli kolye, uğur böcekli çikolata, oyuncak araba vb.  konuldu.

Sonuç : "İyi ki doğdun Miray" partisini iyi ki yapmışız. Kızım ve arkadaşları oldukça eğlendi. Anne babalar da çok eğlendi. Gerek yazılan hatıra kartları, gerekse resimler Miray Gökçe için yıllar sonra çok güzel bir enstantane olacak.

süslü köşemiz
 
süslü köşenin detayları
 
uğurböcekli kanepe ve cupcake
 
uğurböcekli çikolata kozalak topları ve çubukta marshmellow

pastamız
 
baba-anne-kuzucuk tek birlikte resmimiz:)
 
mumu üflerken
 
müzik eşliğinde dans
 
balonların hakkından gelirken
 
dansa devam
 
kuzucuk kozalak toplarının başında yakalandı :)
 
 
veee bizim çocuklara hediye poşetlerimiz, kolye,toka, kalem, balon, çorap vs.
 


21 Kasım 2012 Çarşamba

2 yaşa gelirken...

Haftasonu arabayla bir ziyaretten dönerken kuzucuğu eğlendirerek oyalamak için değişik müzikler çaldık. Hadisenin dümtektek şarkısına takıldı kaldı Miray. Defalarca onu dinlettti bize, eşlik etmemiz konusunda oldukça ısrarlıydı. Anne söle, baba sen de söle. Sürekli bizi yönetme hevesinde. O da yetmedi:
-Baba sesini aç (Baba açmadı)
-Baba sesini aç dediiim (Baba açmadı)
-Baba sesini açarsan mutlu olacam... (Baba ve anne ?!)

Şaka mı bu:)

Sonuç: Miray bizi yönetiyoor, ama şaşırtmaya da devam ediyor.

13 Kasım 2012 Salı

2 yaşa gelirken

Zor günler başladı. İşte 2 yaş sendromu dedikleri annelerin kabusu dönem. Bizim için kritik bir döneme rastladı. Bakıcı değişimi ile birlikte bu sendromun başlaması aynı zamana rastladı. Huysuzluklarını hangi sebebe bağlayacağımı şaşırdım. İşten eve geldiğimde benim sabrımı sonuna kadar zorlayacak derecede büyük huysuzluklardan bahsediyorum.

Geçen hafta dozunu öyle bir arttırdı ki, aralıksız 3 saat boyunca bu şekildeydi. Sabrım taştı ve azıcık azarladım. Bana döndü ve dedi ki:
- Ben bütün gün seni bekledim.
Gözlerim sulanırken bir anda işi bırakıp bırakmama çizgisinde gittim geldim. Bununla da kalsa iyiydi. Döndü ve bana
-Anne ağlıyor musun dedi. Tabi ki inkar ettim ama o buna inanmadı. Onun da gözleri sulandı ve bana sarıldı. İnanamadım, büyük insan gibi tavırlar. Daha şimdiden laflarının ağırlığı altında eziliveriyorum.