29 Mart 2013 Cuma

Anneye sürpriz-Sayılar ve Hava durumu

   Gündüz evi aradığımda kuzunun anneye bir kaç sürprizi olduğunu öğrendim. Eve geldim. Hoşgeldin anne faslından sonra heyecanla saçını gösterdi. Bi dolu toka takılı bir saç modeli:). Çok beğendim kızım deyince o küçük suratı nasıl mutlu oldu anlatamam. Sonra da tırnaklarını gösterdi. Boya yapması için aldığım silinebilir keçeli boyalarla tırnaklarını boyamış oje misali. Yapacak birşey yok onu da beğendik :)

Sonra büyük bir heyecanla gün içinde Zeyneple yaptığı ağacını göstermek için beni salona doğru çekiştirdi. Aşağıdaki resimdeki çalışmayı yapmışlar.  Sonunda Zeynep de bize uydu diye düşündüm. Fikir ondan çıkmış. Havlu kağıt rulosunu daha önceden aldığım elişi kağıdı ile kaplamışlar ve üzerine Miray tarafından boyanmış postitleri yapıştırmışlar. Buyrun elma ağacı :)

Kalan postitler daha sonra sandalyeye yapıştırıldı o da ayrı bir çalışma:)


 
Pazartesi günü Mirayı çalıştırması için Zeynep'e birkaç çalışma bıraktım. Bu hafta bunları pekiştirsinler istedim. İyi de oldu.
 
Daha önce internetten bulup çıktısını aldığım kağıtları lamine ettikten sonra kesip evdeki OKEY taşlarındaki rakamlarla eşleştirme çalışması hazırladım. Ama sadece 3 e kadar. Sıkılmasını ve kafasının karışmasını istemedim. Sadece rakamları öğrenmesini hiç istemediğim için rakamları öğretmemiştim. Miktar ve rakam eşleştirmesi ile sayı öğrenmesi daha doğru diye düşünmüştüm.



İkinci bir çalışma ise, "bugün hava nasıl?" çalışması idi. Türkçe kaynak bulamadığım için İngilizce çıktı aldım ve laminasyon. Uçlarına yaka kartlarını iliştirmek için kullandığımız ipleri bağladım. Dolabına da yapışkanlı askı koydum. Hergün dışarıya havanın nasıl olduğuna bakıp bu kartlarını ona göre asmalarını istedim. Gayet güzel bir çalışma oldu. İngilizce olması da iyi oldu. Çünkü kuzuya ben bugün hava nasıldı dediğimde, bana "havis dı vedır tudey" diyor :)
 
Ve dolabının üstü. Dergilerden çıkan stikerları yapıştırmasına izin verdiğim bölge. Bütün eve yapıştırmasını engelliyor bu durum. Bazı şeyleri tekrarlamamıza da kolaylık sağlıyor. Mesela aslında hepsi aynı boyutta olan ama perspektif çekiminden dolayı büyükten küçüğe doğru sıralanmış gibi görünen ördekleri kuzuyla sıralıyoruz. Küçük-büyük-en büyük diye.

Gezi-Adana-Niğde-Kapadokya-Mersin-Adana-İstanbul

İlk uçak deneyimi yazısının  devamı burada:)

Kaan ve ailesi ile tatlı bir yolculuktan sonra Niğdeye Rüveyda ve Efelere vardık. Ama kuzum uyuyakalmıştı. Oysaki Rüveyda ablası onu büyük bir heyecanla bekliyordu. Yüzündeki hayalkırıklığı ifadesinden dolayı Mirayı uyandırıp uyandırmama arasında gittim geldim. Ama bir süre sonra zaten kuzu kendisi uyandı ve sırf bu kavuşmalarını seyretmek için bile bu yolculuk yapılabilirdi. Rüveyda Mirayı kardeşi gibi, Mirayda onu ablası gibi seviyor ve birlikte de çok eğleniyorlar. Tabii bu oyun aralarında kuzu "anne hala burda mı acaba" diye kontrollerini eksik etmiyor.

 
Gece yattığı yeri arama derdi dışında bizim için keyifli bir 3 gündü.İlk gün 3 aile birlikte ev muhabbetleri ile geçti. Kaan-Efe ile Miray-Rüveyda ile çok mutlu idi.
İkinci gün çocuklar okula giderken biz Kapadokyaya doğru yol aldık. Soğuktu ama sıcak yaz gününde dolaşmaktan daha iyidir diye düşünüyorum. Üstelik sakindi. Açık alana çıkarken sütümüzü yanımıza almadığımız için kuzu yine bizi yine zorladı ama herşeye rağmen gezebildik. Kediler, kuşlar börtü böcekler iyiki var kuzuyu bunlarla oyalarken biz rahat rahat bir iki oyuk kilise gezebildik.
 
 
Üçüncü gün Mersine geçtik. Bı sefer çocuklar için okuldan izin alındı. Hepbirlikte Tantuni, Künefe keyfi yaptık, azıcık şehir turu ve sahil keyfi yaptık. Sahildeki parkta 3 kuzu da çok eğlendi. Apartman çocuğu bunlar, açık alanı görünce önce bocaladılar. Sonra da biz onları toplayamadık :)


Tabii ben de durumu değerlendirip hemen bi kahve keyfi yapıverdim.

Adana ve dönüş için uçağa biniş. Dönüş yolculuğumuz gerçekten zordu. Ayrılmanın verdiği sıkıntı mı, yoksa yorgunluk mu, yoksa uçak korkusu mu bilemedim kuzu herşeye itiraz eder oldu.
-Ben bu uçağa binmicem. Öbür uçağa binelim.
-Bu uçak düşecek ben binmem. (Anne ile baba dumur vaziyette)
-Ben kucağına oturcam
-Pencere kenarına oturmam
-Kemeri bağlamıcaaam vs vs bi dolu itiraz
Hostes ablaya teşekkür ederiz biraz olsun sakinleştirebilmek için oldukça dil döktü.

Uçakta kuzunun bizzat kendisi tarafından yapılmış innovatif bir çalışma;
Bir paket kek, içilmiş içinde azıcık kalmış su olan pet şişe ile
Kekler yüzer mi anne? çalışması :)

 
Veee gece 12 de eve varış. Şükür kuzu eve varınca sakinleşti ve uyudu
Sonuç: Herşeye rağmen kuzuyla gezmek güzel. Gezmeye devam...
 

20 Mart 2013 Çarşamba

İlk uçak deneyimi

-Trene bindik, gemiye bindik, uçağa da binelim mi anne?

İşte bu sözün üstüne uygun zamana, uygun yere, uygun bilet bulma çalışmalarımız başladı. Adana bileti alıp Rüveyda ve Efelere gitme planı yapıldı.

Uçağa binmek üzere havaalanına geldik ama bizim kuzunun da inadı başladı.
-Ben uçağa binmicem
-ama uçak kırmızıymış
-olmaz ben mami uçak istiyom

Öle böle bindik uçağa. Kulakları tıkanmasın diye aldığımız sakızları uçak kalkıncaya kadar tüketti. Bütün yol boyunca ağız hareketleri yaptırarak işi kotardık.

Kemer takma ve tek oturma işine uçak kalkarken ve yolculuk boyunca tek kelime etmedi ama inişte canımızı okudu. Kemeri sökme ve kucağıma oturma teşebbüsleri sonuçsuz kalınca işi mızmızlığa döktü. Şükür indi uçak, valla toprağı öpüverecektim. O kadar bunalttı inişte.

Soğuk ve yağışlı İstanbul'dan, sıcak Adana'ya vardığımız da bizi karşılayan Kaan ve ailesi ile bir Adana Kebap keyfi yaptık.





17 Mart 2013 Pazar

Etkinlik:Oyun grubu

3. gidişimiz oyun grubuna. Biraz daha alıştık. Öğretmen kelimesini kavradık.
Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra ve sabah kaprisimizi yaptıktan sonra yola koyulduk. Spor, şarkı, parmak oyunları ve meyve saatinden sonra oyun hamurları ile oynadık. Kalıplar ile şekil verdik. Biz kelebek yaptık. Üstüne değişik şekiller yaptık. Oldukça hoşuna gitti Mirayın. Biz daha önce oyun hamuru ile oynamıştık ama kalıp olayına girmemiştik.
Yine yapıştırma yaptık. Bir kısa bir uzun tren yaptık. Yine üstüne süs için pullar verdiler. Haftaiçi kuzu bol bol yapıştırma yaptığı için çabuk sıkıldı.
Sonra su ile oynadılar. Bu kısımda tereddütüm vardı. Tam da düşündüğüm gibi oldu. Heeer yeri ıslandı, önlüğe rağmen! Bütün çocuklar eline verilen objeleri yıkamaya uğraşırken, kuzu hepsini sudan çıkarıp suyu şapşup etrafa üstüne başına sıçratmakla uğraştı.
Birde okuldan ayrılırken 2 oyuncağı almış eline "anne eve dötürelim mi" dedi. Düşündüm hayır desem tersleşecek. Git dedim öğretmenine sor. Usul usul gitti sordu. Öğretmeni de burda kalsın tekrar gelince yine oynarsın deyince yerine bıraktı. Akıllı kuzum benim.







13 Mart 2013 Çarşamba

Durum yorumlama

Akşam kuzu ile muhabbetimizden bir enstantane:

-Anneler işe gider, babalar işe gider. Para kazanırlar. Ben de bakkala sakız almaya giderim.

Bu çıkarımda öğretilen tek şey "işe gidilme " kısmı gerisi kendi çıkarımları mı yoksa benden habersiz birileri bu çocuğa birşey mi anlatıyor bilemedim. Çünkü asla "Biz senin için çalışıyoruz" yüklemesi yapmak istemem. Bunu Zeynepe de özellikle tembihledim. Sakın olaki "anne sana çukulata, sakız, oyuncak vs almak için çalışıyor" cümlesi ve benzerini kullanma diye.

...

Geçenlerde de oyun oynarken oyuncağını başıma çarptı. Bende ağlama numarasına girdim. Tepkisini merak ettim. Geldi sarıldı ve dedi ki
- Annecim ağlama kıyamam sana.

Güler misin ağlar mısın!?

....

Ve bir tane daha,

Bizim babamız işe gittimi 15 gün gelmez, bizim kuzu da bu duruma bir türlü anlam veremez;
-Anneler işe gider, sonra gelir. Babalar işe gider sonra gelir mi anne?

Babam işe gitti ama gelmedi demenin güzel bir yöntemi.


4 Mart 2013 Pazartesi

Oyun grubu- Ataşehir- Bostancı


Sabah 10:30 da başlıyacaktı oyun grubumuz(Neş'e Erberk Ataşehir). Ama ne hikmetse normalde sabahın köründe kalkan kuzucuk ogün 9:30 da kalktı:) Ucu ucuna yetiştik.

İlk önce sınıfımızı öğrendik, öğretmenimizle tanıştık. Hemen bir yapıştırma ve boyama etkinliği ile başladık. Önce önlükler giyildi. Yapıştırıcılar ellerine tutuşturuldu. Bizim ilk tanışmamızdı yapıştırıcılarla. Pamukla kuzu, yumurta ambalajıyla kaplumbağa yaptık.


Sonra bunları bir resim kağıdına yapıştırdık.


Ve akrilik boya ile boyadık. Kuzucuk kaplumbağanın sırtı yerine yüzünü boyamayı tercih etti :) Dolayısıyla oynar gözler boyanın altında kayboldu gitti.
15 dakika meyve molamız vardı. 2 kat merdiven çıkmak bence çok da vakit kaybettirdi. Okulun en büyük handikapı bu merdivenler bence.


Birde öğretmenlerin yine ayrımcılık yaptığını gözlemlemek hiç hoş değildi. Her çocuğa eşit davranılmadı. "Parla" bebeğin annesinin nasıl bir statüsü vardı bilemedim ama, öğretmenlerimizin ilgisi ona yoğundu.

Meyve sonrası dans ve müzik odasına geçtik. Yine merdivenlerle. Darbukayı eline alan veliler maşallah çocuklarına fırsat tanımadı. Aynı resim çalışmasında olduğu gibi. Sanırım bu gruplara veliler daha çok kendileri için geliyorlar.

Kuzucuk ise darbukaya bir iki vurduktan sonra "acaba üstüne çıkılabiliomu" etkinliğinde bulundu.



Dans, müzik,lego vs etkinlikleri ile 1,5 saati tamamladık. Hızlandırılmış tur gibiydi. Hop resim yapalım, hop dans edelim, hop şarkı söyleyelim, hop meyveye, hop darbukaya vs vs.

Oyun grubundaki arkadaşlarının kendisinden küçük olmasından mı yoksa ilk kez bir oyun grubuna katılmasından mı bilemedim ama kuzu biraz çekingendi. Tam kendini öğretmenin yaptırdığı etkinliğe kaptırmak üzereyken, gruptaki küçük çocukların uyumsuz tavırları dikkatini dağıtmaya yetti.


Oyun grubu sonrası okulun bahçesinde biraz tavşanlarla ilgilendik. Sallandık, kaydık. Kendinden 3-4 ay büyük arkadaşlarla burada daha iyi iletişim kurduğunu gözlemledim.



Okulun karşısındaki parkta güneşli günün tadını, çimlere oturup sütümüz içerek çıkardık.

 
 

Sonrasında YA-PAnın Bostancıdaki okulunu ziyaret ettik. Burada hafta içi oyun grubu mevcut. Fiyatlar da diğerlerine göre daha cazip. İçi de oldukça güzel dizayn edilmiş. Nedense resim çekmemişim. Alt katında "sıplama, top havuzu, karaoke, kocaman abaküs, spor için minderler vs mevcut. Girişi de diğer etkinlikler için dizayn edilmiş. Küçüklere göre oturma grubu, telefon, masa, sehpa tam ev havası vermiş.
Kuzu burdan hiç çıkmak istemedi. Koca abaküsü saydı ve hadi gidelim dedikçe bi de mamileri sayayım, bi de kırmızıları sayayım diyerek bizi oyalamaya çalıştı.


Veee saat 20:30 veee kuzucuk koltukta uyuyuvermiiiiş.

1 Mart 2013 Cuma

İyiki varsın


Gönlümü hoş ettin, masamı şenlendirdin.

Teşekkürler canım, nice yıllara hep birlikte...