Rihanna-where have u been bu aralar favori şarkımız, kriz anlarımızda hemen devreye alıyoruz;) müzik ve dans ve dans edecek kişiler
Bu seferki kurban ise bu pazar bruncha gittiğimiz ev sahibi Caner amca, çay altlıkları da dans aksesuarları. Fikir tamamen kuzucuğa ait ;)
30 Aralık 2012 Pazar
29 Aralık 2012 Cumartesi
Sen Miray ol
Bu aralar "birbirimizin yerine geçme" oyunu oynuyoruz. Çok keyif alıyor. " Anne sen Miyay'sın, ben anne" diyerek kuzucuk oyunu başlatıyor. Rol sırası bende; hemen onun klasik cümlelerini kullanarak taklide başlıyorum. Gülme krizleriyle devam ediyoruz.
26 Aralık 2012 Çarşamba
Gerekliymiş I phone !
Bu arada blogumu artık heryerde yazabiliyorum. Doğum günü hediyem I phone 5 sayesinde :) süper rahatlık oldu
Sayılar
Kuzu ile dün akşam evimize yakın yerde açılan hello baby mağazasına gittik. O babası ile oyun alanında oynarken, ben rahat rahat alışveriş yaptım. Oyun alanında zıplama platformu, top havuzu, tırmanma noktaları falan var. Kuzu arkadaş ta bulmuş kendine, her kız çocuğu gibi sürekli direktif halinde:) Alışverişi yapıp yanlarına gittimde, saç baş üst dağılmış halde "anne bis sıplıoz" diye de mutluluğunu dile getirmeye çalıştı. Ayırmak zor oldu, ama tekrar geleceğimize söz vererek ikna ettik.
Eve girmeden önce bakkal Arif amcaya uğradık. Sütümüzü almak için. Kuzucuğun canı da sakız çekmiş olacak ki bana "anne BİRER sakız alalım mı?" dedi. Eve girerken de babasına döndü "Biz İKİ sakız aldık" dedi. Birer kelimesini ilk kez ve tam yerinde kullandı. Sayıları bilip cisimleri saymayı bir türlü anlayamayan kuzucuk 2 diyerek beni şaşırttı. Acaba bilip de anneyi ti"ye allıyo olabilir mi?! Olabilir mi?
Eve girmeden önce bakkal Arif amcaya uğradık. Sütümüzü almak için. Kuzucuğun canı da sakız çekmiş olacak ki bana "anne BİRER sakız alalım mı?" dedi. Eve girerken de babasına döndü "Biz İKİ sakız aldık" dedi. Birer kelimesini ilk kez ve tam yerinde kullandı. Sayıları bilip cisimleri saymayı bir türlü anlayamayan kuzucuk 2 diyerek beni şaşırttı. Acaba bilip de anneyi ti"ye allıyo olabilir mi?! Olabilir mi?
10 Aralık 2012 Pazartesi
30 Kasım 2012 Cuma
İyi ki doğdun Miray yapalım mı?
Cumartesi günü Miray Gökçe nin doğumgünü partisi vardı.
Hazırlanmak oldukça vaktimi aldı. Ama ayırdığım zamana, emeğe değdi. Bu sene 1 yaş doğumgününden farklı olarak Miray'ın yaşıtlarını ve/veya iyi vakit geçirdiği abla abilerini ve ailelerini davet ettik. Anane, babane, hala, teyze, amca, dayı, dede tabiki davetliydi.
Konsept olarak uğurböceğini belirledim. Çünkü kızımın adını söylediği hayvanlardan biriydi ve oldukça tatlı telafuz ediyordu. "Uuuuböcii"
İlk olarak "İyi ki doğdun Miray" yazan bir banner hazırlattım. Sonra gelen konukların düşüncelerini yazabileceği kartları bastırttım. Hep uğurböceği konseptine uygun olarak tabi ki. Kartlara "siz yazın yıllar sonra Miray Gökçe okusun" ibaresini koydurdum. (Teşekkürler Lale teyzee)
Kıyafet olayı da tamamen şans. Bir AVM de dolaşırken kırmızı üzeri siyah noktalı tatlı bir elbise buldum ve hemen aldım. Ayakkabıları da Viccoda buluverdim. Tam da konsepte uygun. Kırmızı üzeri siyah fiyonku olan bir ayakkabı.
Çocuklara eğlenecekleri bir ortam hazırlamak gerekiyordu. Onu da şöyle tasarladım. Bol bol balon şişirdik. Eğlenebilecekleri müzikleri (özellikle çocuk şarkılarını seçtik ve bu yılın modası olan Gökçe-tuttu fırlattı ve michel telo -ai se eu te pego) klipli olarak indirdik. LCD TV ile bunları izletebileceğimiz şekilde ayarladık. Ortadan kuzucuğun tüm oyuncaklarını kaldırdık ki bu çok iyi oldu. Çünkü "ben" döneminde olan bu çocuklar için tartışma sebebi olacak unsur kalmamış olacaktı.
Çocuklar için bir odayı tahsis ettik, balonları buraya koyduk. Koltukları salona geçirdik, hem büyüklere oturmak için yer açıldı, hem de çocukların oyun alanı genişledi. Odaya birkaç süs de yerleştirdik. Odaya minderler koyduk. Ve müzik... Artık çocukların keyfine diyecek yok. Hepsi çok eğlendi. Ebeveynler de rahat etti.
Uğurböcekli doğumgünü davetiyelerine de " İyi ki doğdun Miray yapalım mı?" diyerek yer ve tarih belirttik. Bu cümle kızımın son zamanlarda dilinden düşürmediği bir cümle olduğu için davetiyelere bunu yazdığımı da söylemek isterim.
Pasta tabiki Pelit. Doğumgünlerinin vazgeçilmezi Marshmellow, Cupcake, uğurböceği çukulata, siyah-kırmızı şekerler, uğurböceği kanepeler, kozalak topları (ben), çiğ köfte (babamız sağolsun), börekler (babane sağolsun), sarma (Mirayın bakıcısı sağolsun) günün menüsüydü. Gerisini resimler anlatsın.
Ayrıca her gelen çocuk için ismi yazılı bir hediye poşeti hazırladım. Partiden ayrılırken vermek üzere. Resimlerde görebilirsiniz. Poşetlerin içine de, yaşına göre uğur böcekli çorap, uğurböcekli toka, balon, su balonu, kalem silgi , uğur böcekli kolye, uğur böcekli çikolata, oyuncak araba vb. konuldu.
Sonuç : "İyi ki doğdun Miray" partisini iyi ki yapmışız. Kızım ve arkadaşları oldukça eğlendi. Anne babalar da çok eğlendi. Gerek yazılan hatıra kartları, gerekse resimler Miray Gökçe için yıllar sonra çok güzel bir enstantane olacak.
Hazırlanmak oldukça vaktimi aldı. Ama ayırdığım zamana, emeğe değdi. Bu sene 1 yaş doğumgününden farklı olarak Miray'ın yaşıtlarını ve/veya iyi vakit geçirdiği abla abilerini ve ailelerini davet ettik. Anane, babane, hala, teyze, amca, dayı, dede tabiki davetliydi.
Konsept olarak uğurböceğini belirledim. Çünkü kızımın adını söylediği hayvanlardan biriydi ve oldukça tatlı telafuz ediyordu. "Uuuuböcii"
İlk olarak "İyi ki doğdun Miray" yazan bir banner hazırlattım. Sonra gelen konukların düşüncelerini yazabileceği kartları bastırttım. Hep uğurböceği konseptine uygun olarak tabi ki. Kartlara "siz yazın yıllar sonra Miray Gökçe okusun" ibaresini koydurdum. (Teşekkürler Lale teyzee)
Kıyafet olayı da tamamen şans. Bir AVM de dolaşırken kırmızı üzeri siyah noktalı tatlı bir elbise buldum ve hemen aldım. Ayakkabıları da Viccoda buluverdim. Tam da konsepte uygun. Kırmızı üzeri siyah fiyonku olan bir ayakkabı.
Çocuklara eğlenecekleri bir ortam hazırlamak gerekiyordu. Onu da şöyle tasarladım. Bol bol balon şişirdik. Eğlenebilecekleri müzikleri (özellikle çocuk şarkılarını seçtik ve bu yılın modası olan Gökçe-tuttu fırlattı ve michel telo -ai se eu te pego) klipli olarak indirdik. LCD TV ile bunları izletebileceğimiz şekilde ayarladık. Ortadan kuzucuğun tüm oyuncaklarını kaldırdık ki bu çok iyi oldu. Çünkü "ben" döneminde olan bu çocuklar için tartışma sebebi olacak unsur kalmamış olacaktı.
Çocuklar için bir odayı tahsis ettik, balonları buraya koyduk. Koltukları salona geçirdik, hem büyüklere oturmak için yer açıldı, hem de çocukların oyun alanı genişledi. Odaya birkaç süs de yerleştirdik. Odaya minderler koyduk. Ve müzik... Artık çocukların keyfine diyecek yok. Hepsi çok eğlendi. Ebeveynler de rahat etti.
Uğurböcekli doğumgünü davetiyelerine de " İyi ki doğdun Miray yapalım mı?" diyerek yer ve tarih belirttik. Bu cümle kızımın son zamanlarda dilinden düşürmediği bir cümle olduğu için davetiyelere bunu yazdığımı da söylemek isterim.
Pasta tabiki Pelit. Doğumgünlerinin vazgeçilmezi Marshmellow, Cupcake, uğurböceği çukulata, siyah-kırmızı şekerler, uğurböceği kanepeler, kozalak topları (ben), çiğ köfte (babamız sağolsun), börekler (babane sağolsun), sarma (Mirayın bakıcısı sağolsun) günün menüsüydü. Gerisini resimler anlatsın.
Ayrıca her gelen çocuk için ismi yazılı bir hediye poşeti hazırladım. Partiden ayrılırken vermek üzere. Resimlerde görebilirsiniz. Poşetlerin içine de, yaşına göre uğur böcekli çorap, uğurböcekli toka, balon, su balonu, kalem silgi , uğur böcekli kolye, uğur böcekli çikolata, oyuncak araba vb. konuldu.
Sonuç : "İyi ki doğdun Miray" partisini iyi ki yapmışız. Kızım ve arkadaşları oldukça eğlendi. Anne babalar da çok eğlendi. Gerek yazılan hatıra kartları, gerekse resimler Miray Gökçe için yıllar sonra çok güzel bir enstantane olacak.
![]() |
| süslü köşemiz |
![]() |
| süslü köşenin detayları |
![]() |
| uğurböcekli kanepe ve cupcake |
![]() |
| uğurböcekli çikolata kozalak topları ve çubukta marshmellow |
![]() |
| pastamız |
![]() |
| baba-anne-kuzucuk tek birlikte resmimiz:) |
![]() |
| mumu üflerken |
![]() |
| müzik eşliğinde dans |
![]() |
| balonların hakkından gelirken |
![]() |
| dansa devam |
![]() |
| kuzucuk kozalak toplarının başında yakalandı :) |
![]() |
| veee bizim çocuklara hediye poşetlerimiz, kolye,toka, kalem, balon, çorap vs. |
22 Kasım 2012 Perşembe
21 Kasım 2012 Çarşamba
2 yaşa gelirken...
Haftasonu arabayla bir ziyaretten dönerken kuzucuğu eğlendirerek oyalamak için değişik müzikler çaldık. Hadisenin dümtektek şarkısına takıldı kaldı Miray. Defalarca onu dinlettti bize, eşlik etmemiz konusunda oldukça ısrarlıydı. Anne söle, baba sen de söle. Sürekli bizi yönetme hevesinde. O da yetmedi:
-Baba sesini aç (Baba açmadı)
-Baba sesini aç dediiim (Baba açmadı)
-Baba sesini açarsan mutlu olacam... (Baba ve anne ?!)
Şaka mı bu:)
Sonuç: Miray bizi yönetiyoor, ama şaşırtmaya da devam ediyor.
-Baba sesini aç (Baba açmadı)
-Baba sesini aç dediiim (Baba açmadı)
-Baba sesini açarsan mutlu olacam... (Baba ve anne ?!)
Şaka mı bu:)
Sonuç: Miray bizi yönetiyoor, ama şaşırtmaya da devam ediyor.
13 Kasım 2012 Salı
2 yaşa gelirken
Zor günler başladı. İşte 2 yaş sendromu dedikleri annelerin kabusu dönem. Bizim için kritik bir döneme rastladı. Bakıcı değişimi ile birlikte bu sendromun başlaması aynı zamana rastladı. Huysuzluklarını hangi sebebe bağlayacağımı şaşırdım. İşten eve geldiğimde benim sabrımı sonuna kadar zorlayacak derecede büyük huysuzluklardan bahsediyorum.
Geçen hafta dozunu öyle bir arttırdı ki, aralıksız 3 saat boyunca bu şekildeydi. Sabrım taştı ve azıcık azarladım. Bana döndü ve dedi ki:
- Ben bütün gün seni bekledim.
Gözlerim sulanırken bir anda işi bırakıp bırakmama çizgisinde gittim geldim. Bununla da kalsa iyiydi. Döndü ve bana
-Anne ağlıyor musun dedi. Tabi ki inkar ettim ama o buna inanmadı. Onun da gözleri sulandı ve bana sarıldı. İnanamadım, büyük insan gibi tavırlar. Daha şimdiden laflarının ağırlığı altında eziliveriyorum.
Geçen hafta dozunu öyle bir arttırdı ki, aralıksız 3 saat boyunca bu şekildeydi. Sabrım taştı ve azıcık azarladım. Bana döndü ve dedi ki:
- Ben bütün gün seni bekledim.
Gözlerim sulanırken bir anda işi bırakıp bırakmama çizgisinde gittim geldim. Bununla da kalsa iyiydi. Döndü ve bana
-Anne ağlıyor musun dedi. Tabi ki inkar ettim ama o buna inanmadı. Onun da gözleri sulandı ve bana sarıldı. İnanamadım, büyük insan gibi tavırlar. Daha şimdiden laflarının ağırlığı altında eziliveriyorum.
1 Ekim 2012 Pazartesi
Tatil-Miray 21 aylık
Bu tatil planımız biraz uzundu. Yolculuk da uzundu. (11.08.2012-31.08.2012)
Dolayısıyla yola çok hazırlıklı olarak çıkmamız gerekiyordu. Kıyafetler, yiyecekler, oyuncaklar, oyalayacaklar vb. Koca bir valizi kuzucuk için ayırdık. Hem soğuk bölgelere göre, hem denize göre kıyafetler almak zorundaydık. Eşimle ben de bir valizi paylaştık. Bagajda geri kalan yerleri ise Mirayın oyuncakları doldurdu.
Bir diğer yol arkadaşımız da küçük bir LCD ile Pepe-Pocoyo çizgifilmleri, birkaç klipti. Kuzucuğu araba koltuğunda (kendi deyimiyle kolala) tutmanın yollarından biriydi. Resimde görüleceği üzere çizgi filmi, çubuk krakeri, suyu, sütü, çayı(sulandırılmış üzüm pekmezi) acil durum için el altında kolayca bulunacak şekilde düzenlenmişti.
Çıktık İstanbuldan yola. Hop ilk durak Düzce. Köyde 1 gece konakladık. Babamın mezarını ziyaret ettik. Ertesi gün tekrar yola, istikamet Niğde; Rüveyda ve Efelere. Yolda Tuz gölüne uğradık. Çıplak ayak kuzucukla tuzlara bastık, resimler çektik. "Anne batıo" nidalarına rağmen düşe kalka tuzda çıplak ayak yürüdü:) Her tarafı tuz olduğundan hop kıyafetleri arabada değiştik.
Dolayısıyla yola çok hazırlıklı olarak çıkmamız gerekiyordu. Kıyafetler, yiyecekler, oyuncaklar, oyalayacaklar vb. Koca bir valizi kuzucuk için ayırdık. Hem soğuk bölgelere göre, hem denize göre kıyafetler almak zorundaydık. Eşimle ben de bir valizi paylaştık. Bagajda geri kalan yerleri ise Mirayın oyuncakları doldurdu.
Bir diğer yol arkadaşımız da küçük bir LCD ile Pepe-Pocoyo çizgifilmleri, birkaç klipti. Kuzucuğu araba koltuğunda (kendi deyimiyle kolala) tutmanın yollarından biriydi. Resimde görüleceği üzere çizgi filmi, çubuk krakeri, suyu, sütü, çayı(sulandırılmış üzüm pekmezi) acil durum için el altında kolayca bulunacak şekilde düzenlenmişti.
Çıktık İstanbuldan yola. Hop ilk durak Düzce. Köyde 1 gece konakladık. Babamın mezarını ziyaret ettik. Ertesi gün tekrar yola, istikamet Niğde; Rüveyda ve Efelere. Yolda Tuz gölüne uğradık. Çıplak ayak kuzucukla tuzlara bastık, resimler çektik. "Anne batıo" nidalarına rağmen düşe kalka tuzda çıplak ayak yürüdü:) Her tarafı tuz olduğundan hop kıyafetleri arabada değiştik.
Uzunca bir yolculluğun ardından Niğdeye vardık. Hem oruç, hem yol gerçekten zor olmuştu. Ama kuzucuk yorulmamıştı. Yol boyunca yaptığı ufak kestirmeler ona yetmişti demekki kiiiii eve vardığımızda Efe ve Rüveyda ile hoplaya zıplaya oynamaya başladııııı.
Niğde'de bağ evlerinden birine gittik. Çocuklar çıldırmışçasına ordan oraya koşuşturdular. Dalından meyva kopartmanın ve yemenin tadına vardılar. Azıcık bir çimenin bile onlar için ne kadar gerekli olduğunu konuştuk sürekli. Para para para...
İki gece de orda kaldıktan sonra tekrar yola çıktık. Sivas'a babamızın çalıştığı istasyona gittik. bayram bitimine kadar orda kalacaktık. Mekan hayal kırıklığı yaratsa da biz birlikte olacağımız için mutluyduk. Kızımla bol bol zaman geçirdik. Resim çizdik. Götürdüğümüz oyun kartlarıyla oynadık. Pek çok zıt kavramı öğrendi. Saklambaç oynadık. Çim sahada futbol oynadık. Rüveyda-Efe ile acayip kaynaştı. İyice dili çözüldü. Bayram dolayısıyla şekeri (bitane diye tanımladı kendisi şekeri), çukulatayı (ki biz ona Panda ismini vermiştik) ve lezzetlerini keşfetti. İlk ojesini arefe gecesi sürdük. Rüveyda ablası sürer de Miray Gökçe eksik kalır mı:) -Bende bende ittiom.
Güzel iftar sofralarının olduğu Sivaslı günlerin son gününde eşim ben ve kuzucuk Sivas merkeze gittik ve şehir içerisinde tavsiye edilen noktaları gezdik. Açık müze gibi ama sanki kimsenin umrunda değil gibi. Şehir merkezi "evet ben şehir merkeziyim" diyor. İlk olarak Rüveyda ile Efeye bayram hediyesi aldık. Sonra tavsye edilen mekan olan Çerkezin kahvesine uğradık. Müthiş Türk kahvesi, çok özel ve güzel. Mekan içindeki otantik parçalar da görülmeye değer, hepsini fotoğrafladık. Bir çerkez kızı olarak o mekanda da bir çerkez bulmamak olmazdı. İki ortayaşlı amca ile biraz daha zorlasak akraba olacaktık.
Mis kebapta yemek yedik vee tekrar istasyona geri döndük.
Ertesi gün Ilıcaya doğru yola çıktık. Zor bir yolculuğun ardından Zeytun'a eşimin teyzesine vardık. Kuzucuk burada eşeğe biniverdi. Hem de hiç korkmadan, hatta mümkünse beni indirmeyin ben böööle devam ederim yola dercesine takıldı:) İspatı aşağıdaki resimde.
27 Eylül 2012 Perşembe
Faydalı siteler
http://learnenglishkids.britishcouncil.org/en/
http://www.1plus1plus1equals1.com/EasyReaders.html
http://www.1plus1plus1equals1.com/index.html
http://www.gophotography.com/tutu/
http://www.makeit-loveit.com/2012/02/ballet-shoe-applique-on-shirt.html
http://www.annekaz.com/2011/12/miknatisli-kagit-bebekler/
http://www.homeschoolcreations.net/
http://www.homeschoolcreations.com/PrintablePacks.html
http://www.1plus1plus1equals1.com/EasyReaders.html
http://www.1plus1plus1equals1.com/index.html
http://www.gophotography.com/tutu/
http://www.makeit-loveit.com/2012/02/ballet-shoe-applique-on-shirt.html
http://www.annekaz.com/2011/12/miknatisli-kagit-bebekler/
http://www.homeschoolcreations.net/
http://www.homeschoolcreations.com/PrintablePacks.html
8 Ağustos 2012 Çarşamba
Disney Live 2
Cumartesi Disney Live’a bu sefer babamızla birlikte gittik. Yol boyunca “miki didioz” diyerek mikinin gösterisine gidip gitmediğimizi teyid etti kuzucuk. Bu ikinci deneyimimizdi ve babasının kucağında gösterinin ilk yarısını soluksuz izledi. İlk gösteriye göre izleme süresi arttı diyebiliriz. İkinci yarısında sıkılma belirtileri arttı. İkna çabalarımızla izlemeyi sürdürdü. Çıkışta da miki ve arkadaşlarının 3 boyutlu resimleriyle fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedik J
Gösteri boyunca çekim yaptım. Ara ara bu çekimleri izleterek Miray’ın bazı mızmızlık dakikalarını kolayca geçiştirebiliyoruz.
Sonuç: İyiki 2. kez gitmişiz. Miray Gökçe, “gösteri izleme” olayına daha çok alıştı.
Bebek ile gidilebilecek mekan (3)
Haftasonu çok hareketli geçti. Cuma akşamı halaya iftara davetliydi Miray Gökçe. İki kuzeniyle çok güzel vakit geçirdi. Saklambaç, yakalamaç kelimelerini onlardan öğrendi. Birlikte resim boyadılar, sticker yapıştırdılar. Ama kendi istediğini yaptıramadığı dakikalarda bana gelip “anne atta didioz” dedi. Bir nevi kuzenlerine gözdağı verdi, ya benim dediğim olsun ya da annemi alır giderim dercesineJ Bu tavrı hepimizi kahkahalara boğdu tabii.
İftar öncesinde “Forum İstanbul”daki Turkuazoo’ya gittik. http://www.turkuazoo.com/tr/ Balıklar ne kadar ilgisini çeker diye tereddütle girdik. Ama iyi ki gitmişiz diyerek çıktık. Çünkü Miray Gökçe hepsini tek tek inceledi. Yalnız tünel kısmına gelince dikkatini balıklara toplama zor oldu. Çünkü yürüyen platform üzerine çıkıp inerek yaptığı oyunlar onun için daha önemli idi. Üzerimizden geçen köpekbalıklarına ilgisini çekmek için oldukça çaba sarfettik.
Çocuklar için arada oturabilecekleri masalar ve sandalyeler de var. Bir süre de orada oyalandık. Ayrıca dalgıç gösterisi de mevcut. İsterseniz siz de dalabiliyorsunuz.
30 Temmuz 2012 Pazartesi
İlk gösteri maceramız-Disney Live
| kuzucuğun eğlendiği müzikli dakikalar |
| Çelenay (Mirayın deyişiyle) ve Miray |
Ayın 25 inde Ayla hastalandı, dolayısıyla anne 2 gün işe gidemedi. Önce tabi ki biraz sinirlendim, işte yapacak bi dolu şey vardı ve ben bir sürprizle karşı karşıyaydım. Yapacak bir şey yok, derin bir nefes alıp durumu lehime çevirmeye karar verdim.
| Mirayın eşlik ettiği dakikalar |
Dönüşte de bir cesaret edip metrobusu kullandık. Bebek arabası için ne kadar zorlandık merdivenlerde, metrobus iniş çıkışlarında ama sağolsun çevredeki insanlar çok yardımcı oldu.
İşte kızım en çok metrobus kısmını sevdi. Otomobilde koltuğunda bile bu kadar durmamıştır, ama metrobuse bayıldı. Babasına telde ilk anlattığı şey o oldu.
Gösteri esnasında çekebildiğim videoları kuzucukla dün izledik. Miki miki miki diyerek, tekrar tekrar izlettirdi J Ah kuzucuk canlısında da bu kadar hevesli olaydın keşke.
Gösteri sanırım Ağustos ortasına kadar devam edecek. Biletler biletixde mevcut, gösteri alanından da temin edilebiliyor. Yada bizim yaptığımız gibi Trumph Tower’da alışveriş yapın her 75 TL lik alışverişe 1 bilet veriliyor.
| sonunda kızımda boş bir sahne buldu :) kim tutar onu |
17 Temmuz 2012 Salı
Durum yorumlama
Dün huysuzluğu üzerindeydi kuzucuğun. Sıcaklar da cabası tabii. Uyumak istiyor uyuyamıyor, bu da huysuzluğunu katbekat arttırıyor. Onu mu istiyorsun bunu mu istiyorsun, öyle mi böyle mi yapalım diye huysuzluğunu gidermek için çabalıyorum ama nafile. En son susadın mı diye sordum ve bana döndü "hayıy sıkıldım" dedi :) Güler misin, ağlar mısın? 20 aylıkken sıkılan bir bebişim var, nolcak bizim halimiz :)
16 Temmuz 2012 Pazartesi
Bebek ile gidilebilecek mekan (2)
Bu Pazar boğaza nazır brunch için Lavin Cafe’ye gittik. http://lavincafe.restoranya.com/ Çengelköy Güzeltepe mevkiinde Güzeltepe Parkı içinde yeralıyor.
Öncelikle yiyecekler için şunu söyleyeyim hem çeşit çoktu, hem lezzetliydi, hem de sunumlar güzeldi. Özellikle, lokumlu-otantik esintili Türk kahvesi sunumuna bayıldım.
Aslında kuzucuk için cafe konusunda pek bir beklenti içinde değildim. Ama küçük çocuklarla geldiğimizi gören cafe yetkilileri hemen bir portatif salıncak getirerek çocuk dostu bir mekan olduklarını gösterdiler. İyi de oldu kuzucuk orada oldukça iyi vakit geçirdi. Bizim gibi çocuklu birkaç aile daha vardı ve cafe yetkilileri ellerinden geldiğince bebekli ailelerin gönlünü hoş tutmaya çalıştı.
Kuzucuk tabiî ki “gördüğü her merdiveni inme çıkma merakı”nı burada da devam ettirdi. Bu merakı sayesinde mekanın bir üst katına çıktık. Burada da armut koltuklar, çocuklar için çizgi karakterlerden oluşan küçük koltuklar ve büyükler için salıncaklar vardı. Burada da biraz oyalandık. Hava çok sıcak olmasaydı, Güzeltepe Parkının içini de gezmek isterdim, belki orada da bizim için birşeyler bulabilirdik. Bu mekanı ziyaretimiz tekrarlanacağı için bu merakımızı ileride gidereceğimizi düşünüyorum.
Sonuç; boğaza nazır brunch için ideal bir mekan. Çocuklarla gidilebilir ama çoook bir beklenti içinde olmamak şartıyla.
Brunch esnasında bastıran öğlen sıcağını geçirmek için Trump Towers’a gittik. http://www.trumpistanbul.com.tr/
Direkt çocuk katına çıktık. Ferah, temiz ve çocuklar, anneler ve babalar için küçük detaylar düşünülmüş bir AVM. Küçükler için restaurantlar mevcut, biz Köfteci Ramiz kids den bir menü seçtik. Kuzucuk oynaya-zıplaya, geze-dolana bu menünün yarısını yedi.
4 yaşa kadar ebeveyn eşliğinde, 4 yaş ve üstü için ebeveynsiz olarak çocukla ilgilenen mekan da mevcut. Mekandaki ablalar, çocuklarla birlikte resim puzzle vb. aktivite yapıyorlardı.
Ayrıca Mickey’nin müzik Festival gösterisi Trump Towerda devam ediyor. Bu AVM den belli bir miktar alışveriş yapana da bilet ücretsiz veriliyor. Biz bu fırsatı da yakaladık. En kısa zamanda kuzucukla gitmeyi planlıyoruz.
Elektronik birkaç parça malzeme almak için alt kattaki Saturne gittik. Burada girişte aldığımız alışveriş sepetinin önünde çocukların içine binebileceği bir araba mevcut. Siz alışveriş için dolanırken çocuğunuzda burada oturarak araba kullanma sevdasına sesini çıkarmadan durabiliyorJ Tabii dans etmeyi seven kuzucuk müziğin sesinin yüksek olduğu kısımlarda arabasından inerek eller havada dans ediyordu. Hatta bir ara baya bir izleyici kitlesi oluşturdu J
Sonuç; Trump Towers’da daha çok vakit geçireceğiz diye düşünüyorum. Çünkü ortam sıcaklığından, hijyene kadar, lavabolardan, emzirme odalarına ve odanın kapısında beklemek durumunda kalacak babanın oturacağı koltuğa kadar tüm detaylar düşünülmüş. Biz yormayan bir mekan olduğuna kanaat getirdik.
![]() |
| lavin cafede kahve |
![]() |
| lavin cafede kahve yanında lokum |
Bebek ile gidilebilecek mekan (1)
Bu konuda çok sıkıntı yaşıyorum. Dolayısıyla eğer kuzucukla bir mekana gidip memnun kaldıysam bunu paylaşmak isterim.
Dün evlilik yıldönümümüzdü. Akşam yemeğe çıkalım diye plan yaptık. Ama kızımı da birilerine bırakıp gitmek istemiyordum. Dolayısıyla bebek ile gidilebilecek bir yer bulmalıydım. Arayışım olumlu sonuçlandı.
Erenköy Sahrayıceditte Et-inn Kebap&Steak’e gittik. ( http://www.etinn.com/ ) Havuz kenarı masalarından birine oturduk. Havuzdaki su ve ışık oyunları birazcık olsun kuzucuğu oyalarken, biz de siparişlerimizi verdik. Onlar gelinceye kadar bahçedeki oyun alanında oynadık. Kaydıraktan kaydık, kimi zaman salıncakta, kimi zaman ördeğin üzerinde sallandık, tahterevalli ye bindik. Sonra da gelen yemeğimizden azıcık atıştırdık.
Bir de kapalı oyun alanı vardı. Orada da kuzucuklarla ilgilenen bir abla mevcuttu. Bu kapalı oyun odası oldukça güzeldi, temizdi ve genişti. Ev, mutfak bölümü tabii ki kuzucuğun dikkatini çekti. Küçük masa ve sandalyelere oturttuğumuz panda ve tırtılı Miray’ın mutfakta hazırladığı J mamalarla doyurduk. Diğer bir köşede ise ışıklarla şenlendirilmiş bir alan vardı. Oraya gidip şarkımızı söyleyip dans ettik. Tırtılımızı elimize alıp merdivenleri çıktık, kaydıraktan önce tırtırı sonra kendimizi kaydırdık. Tahta puzzlelarla oynadık. Bir süre de oradaki ablayla oynadılar, ben masaya geri döndüm. Çok uzun sürmeden de Miray, ablanın kucağında ufukta göründüJ
Bu arada çocuk oyun alanında oynarken siz içeride masanızda otururken ekrandan onu seyretme şansına sahipsiniz.
Sonuç; kızım, eşim ve benim için bu bir ilkti. Bir sonraki gelişimizde Miray’ın ablalarla oynama süresinin artacağına inanıyorum. Dolayısıyla arada anne-babaların da kendilerine kısa molalar verebilecekleri bu tarz mekanlara ihtiyaç var.
11 Temmuz 2012 Çarşamba
Sütten kesme
Anne ile kuzusunun birbirine olan bağı diye düşündüğüm emme olayını sonlandırmanın zamanıydı. Hedefim 2 yaş idi ama kuzucuk yememe olayını abarttığı için ve olayı tiryakilik boyutuna çevirdiği için bir bakıma mecbur kaldım. Tiryakilik olayını şöyle anlatayım, tüm gece boyunca emmek istemesi gibi.
Olayı şöyle yürüttüm;
Önce etrafımdaki annelerin bıraktırma hikayelerini dinledim ve içlerinden en uygun olanını kendime göre uyarladım. :) Kimi salça sürmüştü, kimi diş macunu, kimi acıbiber. Ama olayın özü tiksindirmeydi. Ben sirkeyi seçtim. Acıbiberi tercih etmedim çünkü kuzucuk acıyı seviyor, tam tersi etki yapabilir mi diye de eşimle konuyu tiye aldık. Salça ve macunu ise kızımda görsel travma olmasın diye ben istemedim.
İkinci adım, olaya kuzucuğu ısındırma idi. Acıyo, uf oldu diye başladık bu işe. Tabii ki yeterli olmadı ama bi duraksattı.
Son adım, eyleme geçiş idi. Sirke sürüldü. Emmek istediğinde önce acıyor dendi. Emme teşebbüsü ile iğrenme hareketini yapması bir oldu. Bir 10 dakika ağladı. Dayanamadım tabii ben de ağladım. Sonra sakinleşti ve bir daha sordu "acıyo?". Babası da ben de "evet acıyor" dedik. Bir süre sonra ikna oldu. Gece yatağında yatırdık ve uyandığında su ya da sütle kimi zaman emzikle ağlama krizlerini atlattık. Bu 3 gece sürdü. Uyumamak için direniyordu, mevcut alışkanlığının yerine alternatif arıyordu. Emzik ve ayakta sallama işe yaradı.
Sonuç ; bıraktırması biraz dramatik ve benim için oldukça duygusal oldu ama uyku ve yemelerimiz düzene girdiği için iyi de oldu hani. (06.07.2012)
Olayı şöyle yürüttüm;
Önce etrafımdaki annelerin bıraktırma hikayelerini dinledim ve içlerinden en uygun olanını kendime göre uyarladım. :) Kimi salça sürmüştü, kimi diş macunu, kimi acıbiber. Ama olayın özü tiksindirmeydi. Ben sirkeyi seçtim. Acıbiberi tercih etmedim çünkü kuzucuk acıyı seviyor, tam tersi etki yapabilir mi diye de eşimle konuyu tiye aldık. Salça ve macunu ise kızımda görsel travma olmasın diye ben istemedim.
İkinci adım, olaya kuzucuğu ısındırma idi. Acıyo, uf oldu diye başladık bu işe. Tabii ki yeterli olmadı ama bi duraksattı.
Son adım, eyleme geçiş idi. Sirke sürüldü. Emmek istediğinde önce acıyor dendi. Emme teşebbüsü ile iğrenme hareketini yapması bir oldu. Bir 10 dakika ağladı. Dayanamadım tabii ben de ağladım. Sonra sakinleşti ve bir daha sordu "acıyo?". Babası da ben de "evet acıyor" dedik. Bir süre sonra ikna oldu. Gece yatağında yatırdık ve uyandığında su ya da sütle kimi zaman emzikle ağlama krizlerini atlattık. Bu 3 gece sürdü. Uyumamak için direniyordu, mevcut alışkanlığının yerine alternatif arıyordu. Emzik ve ayakta sallama işe yaradı.
Sonuç ; bıraktırması biraz dramatik ve benim için oldukça duygusal oldu ama uyku ve yemelerimiz düzene girdiği için iyi de oldu hani. (06.07.2012)
26 Haziran 2012 Salı
Git-me-dim
Her akşam işten eve vardığımda kuzucuğum beni "anne deldiii" diye sevinçle karşılıyor. İçinin kıpır kıpır olduğu her halinden belli oluyor. Ona bakan Ayla'nın pabucu dama atılıveriyor biranda. Elimdekileri bile bir yere koymama tahammulü olmuyor bu anlarda. Dolayısıyla yanına oturuyorum ve onunla ilgilendiğimi göstermek için neler yaptığını soruyorum. Dün akşamda yine aynı şekilde kapıda anahtar sesini duyan kuzucuk beni kapıda "anne deldiii" diye karşıladı. Hemen elimdekileri kapı önüne bırakıp odaya gittik, konuşmaya başladık. Soru cevap şeklinde tabii.
Anne:
-Bugün Atta gittin mi Miray?
Miray:
- Git ME dim.
Anne:
-?!!
Tabii ki şaşkınlığımı üzerimden atmam zaman aldı. Nasıl yani olumsuzluk ekini ne ara öğrenivermişti. Aylaya sordum. Gerçekten bütün günü evde geçirmişlerdi. Hemen kuzucuğa bişeyler giydirip, bir de Aylanın bir akrabasının Miraya hediye ettiği güneş gözlüğünü alıp kızımla dışarı çıktık. Kapı önü bile olsa dışarı çıkmak kuzucuğu rahatlatıyor. Arada gözlüğünü gösterip -Miyay göslük, anne gözlük yok- diye de durum tespiti yapıyor. 3 kelimelik cümleler ise ayrı bir şoktu tabii benim için. Onlara da yaklaşık 1 ay önce yine bu soru cevaplardan birine "Miyay mama yedi" şeklinde cevap vererek başlamıştı. Bu aralar çoğu cevabına adı ile başlıyor. Çok da tatlı oluyor :) Eğer ismini kullanmıyorsa sonuna "m" harfini mutlaka ekliyor. "Mama yedim" gibi.
Geçen akşam da Pepeden öğrendiği doğumgünü şarkısıyla karşıladılar beni. Gerçi şarkı "İyi ki doğdun babaaaaaaaaa" şeklindeydi ama olsun. Biz onun daha sonra iyiki doğdun anne-Miray- etc. ya çevirdik.
Bu aralar şarkıları kendi kendine söylemeye başladı. Daha önce bizim söylediğimize eşlik etmeye çalışıyordu. Birşeylerle oynarken şarkıyı da mırıldanıveriyor. Geçen koltuğa çıkmaya çalışırken bir yandan da reklamlardan öğrendiği "Bibibibine bakabaka" şarkısını mırıldanıyordu.
Kuzucuk beni hergün şaşırtmayı başarıyor...
Anne:
-Bugün Atta gittin mi Miray?
Miray:
- Git ME dim.
Anne:
-?!!
Tabii ki şaşkınlığımı üzerimden atmam zaman aldı. Nasıl yani olumsuzluk ekini ne ara öğrenivermişti. Aylaya sordum. Gerçekten bütün günü evde geçirmişlerdi. Hemen kuzucuğa bişeyler giydirip, bir de Aylanın bir akrabasının Miraya hediye ettiği güneş gözlüğünü alıp kızımla dışarı çıktık. Kapı önü bile olsa dışarı çıkmak kuzucuğu rahatlatıyor. Arada gözlüğünü gösterip -Miyay göslük, anne gözlük yok- diye de durum tespiti yapıyor. 3 kelimelik cümleler ise ayrı bir şoktu tabii benim için. Onlara da yaklaşık 1 ay önce yine bu soru cevaplardan birine "Miyay mama yedi" şeklinde cevap vererek başlamıştı. Bu aralar çoğu cevabına adı ile başlıyor. Çok da tatlı oluyor :) Eğer ismini kullanmıyorsa sonuna "m" harfini mutlaka ekliyor. "Mama yedim" gibi.
Geçen akşam da Pepeden öğrendiği doğumgünü şarkısıyla karşıladılar beni. Gerçi şarkı "İyi ki doğdun babaaaaaaaaa" şeklindeydi ama olsun. Biz onun daha sonra iyiki doğdun anne-Miray- etc. ya çevirdik.
Bu aralar şarkıları kendi kendine söylemeye başladı. Daha önce bizim söylediğimize eşlik etmeye çalışıyordu. Birşeylerle oynarken şarkıyı da mırıldanıveriyor. Geçen koltuğa çıkmaya çalışırken bir yandan da reklamlardan öğrendiği "Bibibibine bakabaka" şarkısını mırıldanıyordu.
Kuzucuk beni hergün şaşırtmayı başarıyor...
21 Haziran 2012 Perşembe
Tatil - Miray 19 aylık
Uzun uzun düşünüp taşındıktan sonra tatil yapacağımız yere karar verdik. Araç ile Salı sabahı yola çıkacaktık ve 4 gece 5 gün Akçay/Güre de denizi havuzu olan bir termal otele gidecektik. Plan buydu. Tüm korkum araba ile yolculuk sırasında Miray'ın huysuzluk yapıp yapmayacağıydı. 7 aylık iken Fethiye'ye yine araç ile gitmiştik ama o zaman kontrol etmesi daha kolay gibiydi.
Tabii her zaman planlar-yaşananlar birbiriyle eşleşmiyor. Cuma akşamından başlayan hafif ateş, Pazar öğleden sonrası yüksek ateşe dönüvermişti. Pazar günü sabahını hala, amca, babane-dede ve kuzenleriyle kids cornerda geçiren kuzucuk öğleden sonra 40 dereceye yaklaşan ateşle tirtir titremeye ve elleri ayakları morarmaya başlamıştı. İlaç ve ılık duş ile zor bela 38 e çektik ve her 6 saatte bir bu anı tekrar yaşadık. Pazartesi Salı günleri yüksek ateş-ılık duş-doktor-kantesti-antibiyotik iğnesi zincirinde geçti. Bunun yanında hasta olmasından kaynaklanan huysuzluklarını anlatmıyorum, bunu her anne bilir. Dolayısıyla planımızı 1 gün erteledik.
Sabahın 6 sında yollara düştük. Miray koltuğunda uyuduğu süreç boyunca seyir halindeydik. Uyanıp koltuğundan kalkmak istediği zamanlarda ise bize uyacak her yerde durakladık. Arabada onu oyalayabilmek adına, Emine yi(Mirayın ilk söylediği 3 heceli isim olduğu için bebeğine bu ismi verdik) Havhavı (Fischer Price ın şarkı söyleyen köpeği), Tırtır Tırtıl- İlk sözcüklerim kitaplarını, boyama kitabı ve 3 renk kalemini aldım. Ayrıca arabada çalmak üzere onun hoşlandığı şarkıları ve çocuk şarkılarını mp4 e yükledik. Hepsi de işimize yaradı. Hatta bir ara baba-anne ve Miray dan oluşan aile korosu olarak "daha dün annemizin" - "birgün birgün bir çocuk" -uçuç kelebek" şarkılarına eşlik eder vaziyette yol aldık.
Özetle yolculuğumuz planladığımız günde başlamasa bile, hatta planladığımız süreden (duraklamalarımızdan dolayı) fazla sürse bile, düşündüğüm kadar zor geçmedi. Yolda tabii antibiyotik iğnesi vurduracak hastaneye de uğramak durumundaydık.
Fena bir otel değildi gittiğimiz. http://www.adrinahotel.com/web2.html Götürdüğümüz kova-kürekle kumdan kale yapacağımız bir sahili, Miray'la oynayabileceğimiz temiz çocuk havuzu, kızımın kaykay diye adlandırdığı kaydırağı, nenni diye adlandırdığı salıncağı bulunan oyun parkı, içinde top havuzu ve birkaç parça da olsa oyuncağı bulunan oyun odası vardı. Bu oyun odası güneşin tepede olduğu saatlerde oldukça işimize yaradı. Hem de diğer çocukların anne babalarıyla paylaşımlarda bulunduğumuz bir ortam oldu.
Günlük akışımız; sabah kahvaltı sonrası havuz keyfi, öğlen biraz oyun odası kimi zaman otel dışı geziler (sütüven şelalesi - Pınarbaşı - Akçay) öğleden sonra deniz, havuz, termal havuz, akşam yemek sonrası park (kuzucuk için Aydede çıkınca) ya da oyun odası şeklindeydi. Dolayısıyla bu yoğun tempodan sonra Mirayı uyutmak için ekstra bir çaba sarfetmem gerekmiyordu. Hatta odada kendi kendine oynarken uyuyuverdi. Bunu 2. kez yaşadım ve eşimle birlikte bu sızmış halinin fotoğraflarını çekerken çok eğlendik. Çıt sese uyanan kuzucuk bu kahkahalara uyanmamıştı.
Biraz yeme konusunda problemimiz oldu. O kadar çeşit yemeği sırf "Miray yer mi acaba" diye masamıza taşımamıza rağmen 5 lokma dışında yemek yediremedik. Kimi zaman diğer masadaki otel sakinlerinin bile yedirme çabaları oldu. Kendi yemediği gibi bize de yedirmedi. Bir yemek boyunca kedilerin peşindeydik, diğer yemek boyunca karıncaların. Diğer masaların bana acıyarak baktıklarına ve kendi aralarında " vah vah " ile başlayan konuşmalarına şahit olduk. Tabii bu arada masalarında uslu uslu oturan çocukları da peşine takmadı değil. Hatta bi ara kuzucuğun bir dede ile karşılıklı zıplayarak hoppaaa diye bağırdıklarına şahit oldum. Başka bir dede ise, ağzı burnu yemeğe bulanmış halde yerlerde yuvarlanarak eğlenen Miray'ın resmini çekebilir miyim sorusuyla yanımıza geldi. Aşçı şef masamıza "acaba bunu yer mi" diye almadığımız yiyeceklerden taşıdı:) Bunlar yemek enstantanelerimizden birkaçı.
Dönüşümüz de aynı gelişimiz gibiydi. Tek fark Yalovaya uğrayıp Miray'a annesi işteyken bakan Ayla yı da aracımıza dahil ettik. Bundan sonra kuzucuğun annesinin yükü hafiflemişti:)
Özetle; iyi ki cesaret etmişiz tatile. Kuzucukla bol bol
zaman geçirdik, hem de eğlendik. Tabii tatilin bi amacı da dinlenmektir değil
mi? İşte bu biraz soru işareti :)
23 Mayıs 2012 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















