18 Şubat 2013 Pazartesi

Müzikal: Bremen mızıkacıları


Pazar sabahı bir adet uyduruk sakız için yarım saatlik  2 yaş sendromumuzu atlattıktan sonra Kozzy e vardık. Teyzemizin bize aldığı Bremen mızıkacıları 3 adet biletimizin biri için arkadaşımız Elifi davet ettik.

Beklerken kızımla AVM de dolaştık. Artık alışveriş arkadaşım olabilir kuzucuk çünkü oyuncakları eline alıp, "anne bunu alsak mı?" diye soruyor :)

Arkadaşımız Elif, annesi ve ben 3 biletle salona girdik. İki kuzuyu bir koltuğa oturttuk. Bizim ikinci Elifin ilk gösteri deneyimiydi. Annesinin çekinceleri vardı. Ama ikisi de bizi şaşırttı, çünkü oyun başlar başlamaz şarkılara alkışlayarak eşlik ettiler. "Hey nerdesin sabahki 2 yaş sendromlu kuzu" dedirtecek kadar keyifliydi kuzu.

Oyun bizce sıkıcıydı ama kuzular keyif aldı, ses sıkıntısı dışında pek bir sorun yoktu. En azından Haldun Tanerdeki gibi ebeveynlerin kafasını seyretmek zorunda kalmıyor çocuklar.


                          
 




Kuzular oyun sonrası sahnede elele poz verdi:) Gerçi biraz büyük hayvan figürleri ürküttü ama olsun.



 
Sonra eve geldik, bir süre oynadılar ama bir süre sonra "bu benim oyuncağım ellemesin" modları başladı. Hemen dışarı attık kendimizi."Sıplamaya" Hello babye gittik. Ayşe mağaza içinde dolaşırken ben bu iki cadıyı oyun alanına götürdüm. O küçücük alanda ikisi de farklı noktada olmayı nasıl becerdi bilemiyorum. Biri zıplarken diğeri tünelde dolanmayı yada top havuzunu tercih etti. Gözüm şehla kalacaktı :)

Su yüzünden ikinci bir sendrom daha geçirdik kuzuyla. Elimi ayağımı kitlemeyi çok iyi beceriyor böyle durumlarda. Geçecek geçecek bu sendromlar geçecek!

 
 
Eve döndük Ayşe ile Elifin gitme zamanı geldiğinde bu sefer Elifin sendromu başladı. "Ben gelmicem!" Bir Pazar günü için bu kadar sendrom ağır geldi bu iki anneye.  Tüm gün uyumayan kuzuların, bu kadar yorgunluğun üzerine erken uyurlar düşüncesi bizi rahatlatıyordu. Ben yanılmışım Ayşe, Elif uyudu diye mesaj atarken bizimki bir sendrom daha yaşatıyordu. :)








10 Şubat 2013 Pazar

Tiyatro: Boncuk

Pazar günü için teyzemiz bize Haldun Taner sahnesinde oynayacak çocuk oyunu Boncuk'a bilet almıştı.

Sabah kızımla kalkıp kahvaltı ettikten sonra hazırlanıp metroya binmek üzere yola koyulduk. Normal insan yürüyüşüyle 10 dakika alan yol bizim için daha uzun süreceğinden buraya ulaşım konusunda komşudan yardım aldık. Metroyu seviyorum. Çünkü kızımla rahat rahat binebildiğimiz ender ulaşım araçlarından.

Metrodan indik ve daha önümüzde yarım saat süre vardı. Biz de sahilde gemi ve kuşlara bakarak vakit geçirdik.

 
Biraz da tiyatro bekleme salonunda çubuk kraker yiyerek zaman öldürdük.



Ve tiyatro. İlk kez izlediğinden sessiz ve ilgili bir şekilde takip etti. Bence güzel bir oyundu, gölgeyi kullanmaları çok hoşumuza gitti. Çocukların laf atmalarına sessiz kalmamaları da güzeldi. Ama şu ingilizce öğretmeye çalışma sevdası neyin nesiydi pek anlayamadım! O yüzden biraz "okulda ders" tadı vardı oyunda.
Ha bir sitemde uzun boylu anne babalara. Bari azıcık eğik otursanız da arkadaki minikler görebilse.






 
Oyun çıkışında boyamak için birer sayfa dağıttılar. Boya kalemlerimiz dışarıdaki cafede masaların üzerinde bizleri bekliyordu.



Çıkışta teyze ve dayı bizi bekliyordu. Hep birlikte Kadıköy'ün sokaklarına daldık. Kuzucuk bulduğu bütün su birikintilerine basmayı ihmal etmedi. Çiyada bir çorba içen kuzu, tatlıyı yemek için Baylana doğru giderken yorgunluk ve uyku belirtisi verince eve dönmek için koştura koştura metroya gittik.


 
Metrodan indikten sonra yağan yağmurda elinde şemsiyesi, bütün su birikintilerine basa basa giden bir kuzu vardı. Eve varmamız rahat bir yarım saati bulmuştur. Sırılsıklam eve vardık ama hala eve girmek istemiyordu. Çukulata faktörü ile eve soktum:)
Uyumadan önce defalarca tiyatroda gördüklerini anlattı, anlattırdı.
-Bis tiyatroya dittik.
-Kedi ile köpek dans etti.
-Kedinin kuyruğu sıkıştı. Sonra kurtuldu dimi anne?
-Kurdele salladılar.
- Kedi köpekten korkuyodu dimi anne?
-Hangi şarkıyı söledik? (Daha dün annemizin)
...

8 Şubat 2013 Cuma

Meraklı minik dergisi

Bu dergi aslında 3+. Ama biz dergiyi de, ekinde gönderdiği etkinlik malzemelerini de aktif olarak kullanıyoruz.

Biz geçen hafta biberonla tüm ilişkimizi kopardık. Elindeki biberonun düşüp kırılması ile bunu başlattık. 2 gün sebepsiz ağlamalarımız oldu ama artık bardaktan içmeye alıştı.

Meraklı minik dergisinin bu ayki konusu uykudan önce yapılanlar. Ve çocukların uykudan önce yaptıkları aktivitelere ait resimleri yayımlanmış. Bunların arasında bardaktan süt içen çocuklar bizim için örnek teşkil etti. Zamanlama çok iyi oldu bizim için.

Bu ayki sayıda bol sayıda sticker ve 2 adet karton çocuk vardı. Bu çocukların üstüne bu stickerları yapıştırarak pijamalarını dizayn etmemiz isteniyordu. Yaptık tabi ki hem de büyük keyif alarak. Hatta birkısmını yüzümüze, dolabımıza ve masaya da yapıştırdık.


Dede masal okusun

Mışıl mışıl masallar. Net yayınevinin uykudan önce masalları diye çıkardığı bir yayın. Kitap şekilsel olarak güzel, kalın sayfalar, rengarek resimler, figürler filan. Ama gelgörki masalı okurken çocuklara hiç hitap etmediğini söyleyebilirim. Dolayısıyla ben de resimlere göre masalları uyduruyorum. Sonra da kuzucuk bana sorular soruyor, onlara cevaplar buluyorum.

Geçen akşam dedemiz geldi. Miray dedeyi çok sever, bütün cilveler nazlar yapıldıktan sonra bu masal kitabını istedi. Bu kitapta öğrendiklerini dedeye gösterdi; ostos böcii (ağustos böceği), sare (fare), ateş böcii, gitar (dede onu mandolin diye tanımlayınca da gitar diyerek düzeltmeyi ihmal etmedi).

Miray doğduğu andan beri dedenin o kalın tok sesini çok sever. Gaz sancılı dönemlerinde ne yapsak susturamadığımız kuzuyu dedenin söylediği türküler sakinleştirirdi.

Dedemizin Miraya hitap eden ses tonuyla okuduğu masalı kuzucuk zevkle dinledi. İşte ispatı :)

Babayla kule yaptık

Yorumsuz yayınlıyorum. Kız çocukları babayla yapılan her aktiviteden büyük keyif alıyorlar.

Resim

Kuzucuğun kalemle tanışmasının üzerinden çok zaman geçti. 1 yaşına bile gelmeden kalemi tutmayı ve karalamaları severek yaptı. Bir süredir boş sayfalar verip yuvarlak figürler içeren resimler yapıyorum. O da onların içini dolduruyordu. Mesela Kardan adam için üstüste farklı büyüklüklerde daireleri ben çiziyordum. Ondan da kardan adamın gözünü, burnunu, ağzını, kollarını, şapkasını ve düğmelerini yapmasını istiyordum. Üstüne bir de kar tanelerini ekliyorduk. Bir diğer yuvarlak figür ise ağaç resmi. Üstüne kırmızı kalemle elma, sarı kalemle muz yapan da tabiki kuzucuk oluyordu.

Dün akşam eline yine boş defter ve kalemleri verip kardanadam çizelim dedim. Çizimleri beni şaşırttı.Aşağıdaki resimde göreceğiniz gibi şapkasına kadar çizdi güzel kuzum :)



elma ve muz ağaçlarımız
Miray'dan 2 adet kardanadam, üstelik şapkaları da var:)