26 Kasım 2013 Salı

3 yaşına merhaba...

 
 
 
Zaman nasıl akıp gidiyor anlamak mümkün değil. Kuzucuk 3 yaşına merhaba dedi. Bu bir sene içerisinde, konuşması, gelişmesi, tavırları ve alışkanlıkları o kadar gelişti ve değişti ki. Mesela, tuvalet alışkanlığı kazandı. Sayıları ve miktarlarla sayıları eşleştirmeyi, kendi kendine oyun kurmayı oyunlarına bizi kendi belirlediği şekillerde dahil etmeyi, değişik çizimler yapmayı, resimlerine anlam katmayı, detayları öğrenmek için sormayı sorgulamayı, bize sürpriz yapmayı ve daha bi dolu şeyi öğrendi.

Çok sevgi dolu bir çocuk oldu. Sevgisini göstermeye bayılıyor. İçinde yaşadığı korkuları rahatça dillendiriyor. İstemediğini çok rahat belli ediyor ve mantığına yatmıyorsa kesinlikle istemediği bir şeyi yapmaya ikna edilemiyor.

Çok misafirperver, eve gelenleri benden daha iyi ağırlıyor. Gittiğimiz ev gezmelerini, "sizde bize gelin" diyerek tamamlıyor.

Annesi hala tarif kitaplarına bakıp kek yaparken, o rahatlıkla kek malzemelerini sıralayabiliyor.

Favori çizgi filmleri ve favori karakterleri var, Kaptan Mack en sevdiği. Büyüyünce Kaptan Mack olup insanlara yardım etmek istediğini söylüyor. Arada bir büyüyünce aya gideceğini de belirtiyor. Ha bir de büyüyünce kandine kaykay alacakmış. Bizden umudunu kesti sanırım bu konuda:)

En sevdiği renk mavi, beni de hep kırmızı ile eşleştiriyor, babayı da yeşille, diğerleri ise sarı.

Aya yolculuk ve Zogi en favori kitapları.

Daha neler neler...

Bu sene doğumgünü kutlamalarını geçen seneki gibi cafcaflı yapmadık. Modelini kendi seçtiği bir pasta (minnieli) ile aile içi bir kutlama yaptık. Ama asıl özel olan giyinip süslenip bir stüdyoda ailecek resim çektirdik. Ne güzel de pozlar verdi benim kuzum. Hep aklımda olan bu konsepti doğumgününde yapmak da ayrı bir güzel ve anlamlı oldu.

İyi ki doğdun kuzum iyi ki varsın, iyiki  de benim kızımsın.

3 Kasım 2013 Pazar

Etkinlik: İstanbul modern-Şüpheci geometri

Uzun zamandır gitmeyi düşünüp nedense gidemediğim bir yerdi İstanbul Modern. Kuzu için bu etkinliğe bu Pazar katılmaya karar verdik. Oluşan okul fobisinden sonra anne-çocuk etkinliklerine devam kararı aldığım için iyi bir etkinlik olacaktı.

Konsepti şu şekilde;

Geometrik şekillerin tanımlanması, gölgenin tanıtılması, şekillerin gölgelerinin incelenmesi, kağıt üzerindeki şekillerin kesilip kağıda yapıştırılarak farklı gölgelerin çizilip boyanması ve Erol Akyavaş resim sergisinin bu kapsamda incelenmesi.
Kuzu geometrik şekilleri ve gölge olayını zaten biliyordu. Ama resimde ifade etme şekli etrafını çizme şeklinde oldu, ama benzer yaştakiler aynı şeyi yapıyorlar. Daha büyükler (4,5 - 5 yaş gibi) daha belirgin gölgeler çizebiliyor. Biz bi de şekillere  kaş göz çizdik rahatladık😉


Giriş ve etkinlik ücretsiz, ama bir sergiye girilecekse tabiki bir bedeli var. http://www.istanbulmodern.org/
Ayrıca Iphone için applikasyonu mevcut. 

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Mini aktivite

Bostancı lunaparka yakın Mİniaktivite isimli bir yer var. Çocuk oyun grupları ve özel etkinlikleri oluyor. Kuzu ile bir kere oyun grubu için gittik, bir kere de etkinlik için. Oyun grubunda bir konu belirlediler ve buna göre akışı başlattılar. Sohbet ettiler, kışın giyilen-giyilmeyen kıyafetleri tartıştılar ve bir de hava durumu çarkı yaptılar. Bunun dışında çocukların çok sevdiği paraşüt oyununu da ihmal etmediler.
Günün bir başka konusu ise hortum idi. Büyük bir kavanozda küçük girdaplar oluşturup hortumu anlamaya çalıştılar. Ah kuzum, öğretmeni yardım etmeye kalkınca "ben kandim yapıcam" demeyi ve her tarafı ıslAtmayı es geçmedi.
Etkinlik günümüzde ise bildiğimiz mdf yi akrilik boya ile kara tahtaya çevirdik. Bayıldı bayıldı defalarca boyadı. Kuruduktan sonra üzerine süs olsun diye stickerlar yapıştırdık. Bi yerlere asabilelim diye uç kısmına da ip geçirdik.
İşte bizim kara tahtamız tebeşirle istediklerimizi çizebiliyoruz.  Rulo haline getirdiğimiz bir keçeyi de silgi olarak kullanıyoruz. Sonuç olarak biz Mini aktiviteyi beğendik. Bundan sonraki etkinliklerine de katılmayı planlıyoruz.

30 Temmuz 2013 Salı

Kuzu ile enteresan diyalaglar-2

Uyumak için yatağa doğru yol alırken, uyumamak için direnen kuzunun yaptıkları anlatılmaz yaşanır. 
...
- anne dur daha aydede ile konuşmadım. İyi geceler aydede, üff anne aydede benle konuşmuyo, çünkü ağzı yok çok üzülüyorum.

...
- bak kızım anne yıldız gidiyo. (Kriz anında dikkat dağıtmak için söylendi)
- ama Miray yıldız annesiz kaldı. Sen onun annesi olur musun anne lütfen lütfen çok üzülüyo.
- 😀

...
Kuzunun babası işi dolayısıyla ayın 15 günü bizden uzakta. Kuzu için son 5 gün geçmek bilmiyor. Her konuyu babaya bağlıyor. Sabah beni işe göndermek istemeyince, "bir vaadde bulunursam bana izin verir" taktiğini denedim, acemice bir düşünce olduğu için de ağzımın payını aldım;
- Ama babanı alıp gelicem, banaişe gitmek için izin vermen gerekiyo
Gözleri parladı sonra da bomba soruyu sordu
- baba sizin işte mi?
- ?!


Kullandığı Deyimler;
Ben bi gözatayım, karanlık olmuş mu?
Karnım zil çalıyor!
...
Teyzesi telefonda kuzuyla konuşmak istiyor. Ama kuzu da konuşmak istemiyor. Çünkü yastıkları yere bir hiza halinde sermiş tek tek hepsinin üstünde zıplıyor. Israr eden teyzesine verdiği cevap;
- Ama teyze benim şu an çok önemli bi işim var, konuşamam.

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Anne işe gitme

Sabahın 7 sinde uyanan kuzu "anne işe gitme" cümlesiyle güne başladı. Kucağıma atladıktan sonra "anne gel şurda bi konuşalım senle" diyerek benim repliğimi de çaldı, yani bana söyleyecek söz bırakmadı. Patron o yapçak bişey yok.

Zeynep geldi, onu görünce "yine aynı şey" diyerek ona da tepkisini koydu.

Annelik dürtülerim, vicdanım, kariyer, para, sevgim, özlemlerim, hedeflerim vs düşünceler arasında sıkışmış kıvranırken, bir poşet taze fasulye bütün bunlara son verdi. Zeynep'in ayıklamak için eline aldığı poşete koşan kuzu ben de yemek yapabilir miyim sorusuna "tamam birlikte ayıklayalım" cevabını alıralmaz "anne sen işe gidebilirsin" dedi.

Anne tercihlerini gözden geçirme savaşındayken bi anda dumur oldu tabiiii!
 
Bir poşet fasulyeye tercih edildim! Daha ne diyeyim.

28 Haziran 2013 Cuma

İstanbul Akvaryum

Haftasonu Floryadaki  akvaryuma gittik. Oldukça keyifli dakikalar geçirebilinecek bir yer. Bölgelere göre denizleri gruplandırıp o bölgelerin havasını vermişler. Pasifik, Akdeniz, Ege, kutuplar, tropik bölge vs. Hepsi için ayrı ambians yapmışlar.


 
Bu ara meşhur olan penguenle de resim çekmeyi ihmal etmedik :)

Kuzunun en sevdiği kısım gemi ve denizaltı ambiansı olan bölümlerdi.
Kaptan oldu, dümene geçti, tam yol ileriii deyip zili çaldı, sonra da tünele girdi ve merdivenlerden çıkıp dürbünle güzergahta bir problem var mı onu gözlemledi, ha bir iki telgraf göndermeyi de unutmadı. Bu mors alfabesini ne ara öğrendi bilemedim.
 


 
Arada dinlenmek ve bişeyler atıştırmak için kafeye oturduk. Dondurmamızı yedik dinlendik ve tekrar devam.


 
Akvaryum çıkşındaki hediyelik dükkanından da kızıma bir denizyıldızı kolye aldık. Kuzu da bu güzel gezi için babasını bol bol öptü.

Bu da biletimiz :)

24 Haziran 2013 Pazartesi

Kuzu ile enteresan diyaloglar-1

Haftasonu miniaktivite oyun grubuna gitmek üzere taksiye bindik. Taksici orta yaşlı ama genç görünmek için mi bilmiyorum kır saçlarını jölelemiş değişik bir tipti. Kuzu taksiye biner binmez başladı konuşmaya;
- anne taksicinin saçı uzun mu?
- değil kızım
- ama benimkinden uzun
- değil kızım ( konunun nereye varacağını tahmin ettiğimden kısa cevaplar verip ilgisiz davranmaya çalışmama rağmen bombayı patlattı)
- anne taksicinin saçı çok komik di mi?
Valla dayanamayıp kahkayı bastım.
Taksici anlamadı, döndü "ne dedi" diye sordu. Tabiki yalan söyledim. "Saçınız onun saçından uzunmuş dedi" diye. Yoksa gerçekleri söylesem bizi takside barındırır mıydı 😀
Neyse sanırım bana inandı. Çünkü inerken " hayır senin saçın benim saçımdan daha uzun" diye kuzuya takıldı. Kuzu tabiki cevap yetiştirmeye çalışıyordu, apar topar indik taksiden...

20 Haziran 2013 Perşembe

Tuvalet eğitimi

Kabus gibi bir dönem.
Herşeyin farkında olan bir çocuk için bezden külota geçişin daha kolay olacağını düşünmüştüm. Ama çok yanıldım. Bir yandan 2 yaş sendromunun getirdiği inatlaşma bi yandan acemiliğim bu süreci kabusa çevirdi. 
Küçük tuvalet olayını 1. hafta dolmadan çözdü. Ama büyük tuvalet olayına karşı acayip bi direnç geliştirdi. Tuvalete yapmayı reddediyor, hatta hiç yapmamayı tercih ediyor. Sürekli "büyük" geldiğinde acıyo, karnım ağrıyo mızıldanmalarıyla evin içinde dolanıp duruyor. 2 hatta 3 gün tutuyor. Hatta herkesin bildiği bir ilaca da başladık kabızlık sorunu varsa çözülsün diye ama yok. Bizim tespitimiz psikolojik olduğu yönünde. Hani şu kendisinden bir parça zannetme olayı. 
1 ayı doldurduk ve hala bu sorunu çözemedik, belki de biz (zeynep ya da ben) bi yerlerde yanlış yaptık.
Haftasonu olayın normal bişi olduğunu anlatmak için resimler çizip yemeğin vucudumuzda ilerleyişini bile anlattım. Hatta youtube da Tuvalet eğitimi yazınca Opetin hazırlattığı animasyon filmleri defalarca birlikte seyrettik. Birkaç yabancı animasyon da (toilet training) bulduk. Bakalım işe yarayacak mı?

13 Haziran 2013 Perşembe

Kuzu ile enteresan diyaloglar

- Anne dayının adı ne?
- Ali
- Peki ne demek?
- ? Gerçekten ne demek ki?

...

-Anne ben uçmak istiyorum, ama kanatlarım yok. 
- biz de uçağa bineriz kızım öyle uçarız. 
- hayır ben kandim uçmak istiyom. Kelebeklerin kanatları varya ondan istiyom
( Gecenin 11inde bu isteği algılamakta zorlanan bir anne var!)

...

Mutfaktayız. Gün içerisinde Zeyneple (onun deyimiyle Zeymetle) parka gidilmiş:
- naptınız kızım bugün
- parka gittik. Sanırım arkadaş edindim. Onunla kum oynadık.
- adı ne kızım
- seva ımmmm sen söle
- sema olmasın
- hah ewet sema. (Sonradan Zeynepten öğrendiğime göre Eda)
Bi süre düşündü ve suratında büyük insan mimikleri ile
- anne ben skutır istiyom
Skutır kelimesini öğrenmiş olabileceğini düşünemediğimden sordum
- nasıl bişey yeniyo mu
- hayır anne böle biniosun böle tutuyosun böle kayıyosun
- he skutır
- alabilir miyiz anne nolur nolur. 
- baba gelince bakarız kızım
- ama anne ben mavi skutır çok severim. Sana da pink alalım mı? Pink sana yakışır.
-...?! Dumur+kahkaha

...
Tuvalet alışkanlığı kazandırma çalışmalarının 5. Günü. Klozete oturmuş kuzu der ki
- anne ben çişimi yaparsam sen mutlu mu olcan?
- ewet kızım
- çşş(malum ses ve gülümseyen ama gururlu ve ciddi bi edayla) anne mutlu musun?
- ewet mutluyum (ay kendimi tutamadım kahkahalara boğuldum)

...
- saçların beyazlamış Zeymet
- a ewet boyatmam gerekiyor
- ben boyayım mı? (Eline pastel boyaları almış geliyor)






14 Mayıs 2013 Salı

Darıca Hayvanat Bahçesi

Anneler günü kuzu anneye bi buket gül aldı. Babasının ezberlettiği " anneler günün kutlu olsun" cümlesi onun ağzından daha bi başka tatlıydı

Neyse bende ne zamandır hayvanat bahçesine götürmek istiyordum onu. Baba yan çizmeye çalışsa da sonuç olarak Darıca daydık:)
Giriş 20 tl ,sanırım 5 yaşaltı beleş
Zibra,
Pingu

Aslan

Kanguru, maymun goril, çeşit çeşit kuş, ayı, kaplan, leopar, timsah, iguana, balık Vs vs bi dolu hayvan gördü. Zürafa ile fil yoktu. Oysa biz "elefınt" görmek için sabırsızlanıyoduk.

En çok da aynalarda eğlendi. Değişen görüntülerini epey inceledi.
Ne zamandır da aklımda vardı bu ayna olayı. Sanırım bir de trump towerda var.

Köpekbalığı da ilgisini çekenlerden
İşte bu girişteki dinazorun önünde resim çektirmek biraz zor oldu. Korkmuş kuzum.
Eeee bütün bu gezmenin sonunda nerede yemek yenir tabii ki Hocanın yerinde (bayramoğlu yolu üzerinde). Eskiden bıldırcın da olurdu ama artık bırakmışlar.  Bizim için anısı olan yerlerden biri ve yıllar sonra kızımızla da oraya gitmek güzel oldu.


13 Mayıs 2013 Pazartesi

En iyi arkadaşımla bir gün


Oyun grubumuza arkadaşımız Elif de katıldı. İki kuzu birlikte taçlarını yaptı sonra da kafalarına takıp poz verdi
Paraşüt oyununda şarkılara eşlik ettiler
En güzeli de bahçedeki bulaşık yıkama etkinliğiydi. Her zamanki gibi en çok ıslanan Miray"dı.


Kuzular bu etkinliğe bayılıyorlar. Ayrılmaları zor oluyor.

İşte iki arkadaş birlikte bulaşıkta. Mümkünse büyüyünce de bu pozlarını çekebilsek!
Okul sonrası bizim kuzudan "lunaparka gidelim mi" önerisi geldi. Nerden duyup nerden aklında kaldı bilemedim. Hemen Meydana geçtik. Tren, dönmedolap derken, yemek faslı (ki koca ayranın elbisesine dökülmesiyle son buldu) ve dondurma ile günü kapattık. Bu da kuzunun ilk dondurması :)
Bu resimde elbise yok çünkü ayran içti, çünkü anne ilk kez yedek kıyafetlerin olduğu çantayı evden çıkarken telaştan almayı unuttu. Kuzu da bu durumu hiç es geçmedi. Yoksa gerçekten tedbirli bi anneyim!

Nezahat Gökyiğit Botanik parkı

Ne zamandır aklımda olan, hatta eve yakın olmasına rağmen sürekli gitmeyi ertelediğim bir yer. Neyse hafta sonu güneş nihayet yüzünü gösterdi de biz de gidiverdik kuzuyu alıp. Düşündüğümden geniş bir arazi ve emek harcayanları bu işe gönül koyanları gerçekten tebrik etmek gerek. Üstelik ücretsiz ve isterseniz makbuz karşılığı bağış yapabiliyorsunuz.
Tek sıkıntı sürekli her köşede fotoğrafı çekilen gelin damat görmeniz. 
Kuzuya gelince çocuk oyun alanında epey oyalandı. Gölkenarında yanımıza paytak paytak gelen ördeklerle vakit geçirdi. Onlar göle girerken o da peşlerinden gitme çabası gösterdi. Banklarda oturup yanımızda getirdiğimiz meyveleri yedi. Göllerdeki nilüferleri inceledi, kaplumbağa ve kurbağaları bulmaya çalıştı. Onlar çıksın ortaya diye onlara küçük kurbağa şarkısını söyledi. 
Çıplak ayak çimlerde yürüdü. Babayla çimlerde tepişti. Resimlerimizi çekti. Yani çok rahat bi gün geçirdi. Yaşasın güneşli günler.












Başardım


Serin havalar son buldu ve biz fırsat buldukça dışarı atıyoruz kendimizi. Anne lunaparka gidelim diyen kızımı alıp hemen   Meydan a attık kendimizi. Küçükler için dönmedolap tren atlıkarınca var. Kuzu keyifle bunlara baba eşliğinde binerken bana da mağaza dolaşma fırsatı doğdu.




Acıkınca da GoMongo ya girdik. Moğol tarzı yemek ve yemeğinin lezzetini kendi belirlemek isteyenler için ideal.
Kuzu çubukla yemek olayını ilk burda keşfetti ve bir iki denemeden sonra da gayet iyi kullanmaya başladı. Başarınca da çok sevindi. Başardııım çığlıklarıyla da yemeğimizi şenlendirdi. Kuzum ne kadar da büyümüş onu farkettim.