29 Haziran 2015 Pazartesi

Kuzucukların annesi oldum

16 Nisan itibariyle hayatımıza Mehmet Mert te katıldı. Dolayısıyla hayatımızda yepyeni bir dönem başladı. Kuzucuk ve ben bu dönemi nasıl atlatacaktık. Aklımda bin deli soru. Kuzu kardeşini kabullenebilecek miydi, kıskançlık olacak mıydı? Beni paylaşabilecek miydi? Ya ben napacaktım sinirlerimi kontrol edebilecek miydim. Her ikisine eşit davranabilecek miydim? 
Şu an herşey yoluna girdi gibi ama 2,5 ay çok da güle oynaya geçmedi. Anne karnında varlığına alıştırmaya çalıştığım halde kardeşi doğardoğmaz Miray bambaşka bir çocuk oldu. Öncelikle beni paylaşamadı, ben bunu kıskanmak olarak yorumlamıyorum. Her ihtiyacı olduğunda yanında olan annesini yine aynı şekilde görmek istedi. Yoksa kardeşi ile bir sıkıntısı yoktu, aksine onu çok seviyordu. Biz bu krizi nasıl aştık. Birincisi baba Mirayla eskisinden daha çok vakit geçirdi. İkincisi okuldaki öğretmeni Miraydaki duygusal değişimi farkedip ona durumu izah etti. Bunlar bu aşamada çok etkili oldu. Bir de okuldaki tüm etkinliklerine katılmam onu çok mutlu etti. Onu önemsediğimizi ve Mert'in varlığının bunu etkilemeyeceğini kendi gördü. 
Bu süreçte yaşadığımız bir enstantaneyi anlatayım. Doğumun 3. Günü Mirayın öğretmeni Duygu hn aradı. Mirayın 2 gündür okulda çok üzgün ve durgun olduğunu kendisine sebebini sorduğunu söyledi. O da annem bana artık sarılmıyor, sevmiyor demiş. Duygu hn da annenin dikişleri acıyordur o yüzden sarılamıyordur şeklinde bizim cevaplarımızı teyid eden konuşmaları olmuş. Bu cevaplar da onu tatmin etmiş olmalı ki o halini bıraktı. Öğretmenini gerçekten çok seviyor ve inanıyor olması bu aşamada çok etkili oldu. 
Ben bu kadar olgun bir kızım olduğu için çok şanslıyım. Bu krizi bu kadar sürede aşmamızın asıl sebebi de budur diye düşünüyorum. 

Evet Mehmet Mert iyi ki hayatımıza girdin. İyi ki Miray'ın kardeşi oldun. Kardeş candır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder