-Trene bindik, gemiye bindik, uçağa da binelim mi anne?
İşte bu sözün üstüne uygun zamana, uygun yere, uygun bilet bulma çalışmalarımız başladı. Adana bileti alıp Rüveyda ve Efelere gitme planı yapıldı.
Uçağa binmek üzere havaalanına geldik ama bizim kuzunun da inadı başladı.
-Ben uçağa binmicem
-ama uçak kırmızıymış
-olmaz ben mami uçak istiyom
Öle böle bindik uçağa. Kulakları tıkanmasın diye aldığımız sakızları uçak kalkıncaya kadar tüketti. Bütün yol boyunca ağız hareketleri yaptırarak işi kotardık.
Kemer takma ve tek oturma işine uçak kalkarken ve yolculuk boyunca tek kelime etmedi ama inişte canımızı okudu. Kemeri sökme ve kucağıma oturma teşebbüsleri sonuçsuz kalınca işi mızmızlığa döktü. Şükür indi uçak, valla toprağı öpüverecektim. O kadar bunalttı inişte.
Soğuk ve yağışlı İstanbul'dan, sıcak Adana'ya vardığımız da bizi karşılayan Kaan ve ailesi ile bir Adana Kebap keyfi yaptık.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder